Kendi Kanatlarımı Denedim; Beni Melissima’ya Uçurdu!
2007 yılının sonlarına doğruydu. Neden, niçin diyerek hayatı sorguladığım bir dönemdi. Kızım henüz 2 yaşında, gözü yollarda beni bekler, ben ise Hürriyet Gazetesi’nin Güneşli yollarından Erenköy’e ulaşmak için deliler gibi trafikte boğuşur, irili ufaklı bir kaza yapmadan eve ulaşamazdım!
En çok da böyle trafiğin zirve yaptığı saatlerle doğru orantılı olarak sorgu sualim artar; hayatımı daha nereye kadar böyle şablonlarla yaşamam gerektiğini merak ederdim.
Aslında çok sevdiğim bir işim vardı. 1999 senesinde Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra Pamukbank İnsan Kaynakları Grubu’nda işe başlamış, pazarlama yapma sevdasıyla 2 yıl içinde Bireysel Bankacılık Grubu’na transfer olmuş, bankanın fona devir günlerinde gözleri yaşlı bankadan ayrılmış ve Hürriyet Gazetesi’ne geçmiştim.
Gazeteye geçiş benim için tam anlamıyla bir kültür şoku olmuş; bankanın fazlaca resmi kurumsal ortamından sonra, gazetenin spontan ve hayatın göbeğinden fışkırmış, fıkır fıkır kaynayan havası beni tam anlamıyla çarpmıştı.
Sektörün ilk Pazarlama Grubu’nu kurduğumuz yıllardı ve ben giderek pazarlama bilimine ve Hürriyet’e aşık oluyordum.
Ama diyorum ya bu trafikli anayollar ve elâ gözleri yollarda bekleyen güzel bebek tüm hayatımı değiştirmeme sebep olacak kararımı tetikledi.
Ve bir sabah uyandım ve dedim ki “şimdiye kadar öğrendiğim ne varsa, hepsini toplayacağım, kendi kanatlarıma yükleyip uçuşa geçeceğim”.
Hazerfan Çelebi misali; ya yaparım, ya ölürüm. Ama “denemedim” demem…
Kendi işini kurmak isteyen her insan gibi ben de kendime sordum:
“Neyi iyi biliyorsun?”
Aynadaki surat birden irkildi ve bir çırpıda cevap verdi:
“Bilmem ki! Pazarlamadan, CRM’den, insan ilişkisinden anlarım. Bir de ayakkabıları ve kremleri çok severim. “
O zaman dedim ki: ayakkabıları boşver, güzellik merkezi açıyoruz.
Ve 2008 yıllarının ilk günlerinde 4 Ocak’ta Melissima’yı kurduk.
Çok sevdiğim semtlerin başında gelen Suadiye’de çok eski, çok hakiki İstanbullu bir apartman dairesini tuttuk, evimizden bile fazla özenerek ikinci bir ev gibi döşedik. Harika porselen fincanlar seçtik, bunlarla sevdiklerimize kahveler ikram ettiğimizi hayal ettik. Bir çocuk köşesi tasarladık; çocuğunu hiçbiryere bırakamadığı için şekle şemale giremeyen, kendine vakit ayıramayan mutsuz annelere bir hayır işleriz diye hayaller kurduk.
Şimdi öyle bir yerimiz var ki; aromalı kahvenizi Suadiye’nin harika deniz manzarasına karşı içip, muhteşem bir müzik eşliğinde ağda yaptırabilirsiniz.
Titizlik ve temizlik konusunda ise üzerine titredik, gelen müşterilerimiz çıplak ayakla o odadan bu odaya geçebildiler.
İnternette e-mailing sistemi kurduk, onları düzenli haberdar eder olduk.
Randevu için hem e-mail, hem SMS sistemi kurduk. Çok yoğun kadınlarımızı iki kelime ile randevu alır hale getirdik.
Geleneksel ücretsiz cilt bakım günleri düzenledik.
Yaşama Sanatı seminerleri verdik.
Ayurveda, reiki, homepati uzmanlarını ağırladık.
Ve biz Melissima üzerine daha gerçekleşecek çok hayal kurduk…
Yolu Suadiye’den geçen herkesi, bir ara kahveye bekleriz…
Tabii bu arada plaza-kızı elbisemi Hürriyet’in kapısında bırakan ben; ruhumun derinliklerindeki Elif’le tanıştım.
Sevdim onu.
Tamam tamam itiraf etmek gerekirse önce biraz acıdım.
Ama tatlı bir şeydi.
Zaman ayırmaya değerdi.
Aldım onu karşıma dedim ki:
“Allah sana bir ömür vermiş. Bir daha verir mi bunun garantisi yok. O yüzden şimdiki şansını doğru dürüst kullan. Haydi al şimdi şu kalemi ve kağıdı, hayallerini yaz. Bir kısmını karşındaki panoya as, kamuya açmak istemediklerini de hayal defterine kaydet. Haydi öyle boş boş bakma; o kadar aramakla meşgul olmuşsun ki bugüne dek, bulduğunda farkına varmayacak kadar dolu senin kafan. Önceliği hayallerine ver. Lütfen. Benim için. Bizim için.”
Ve o günden sonra hayatımda neler değişti:
- Reiki’yi keşfettim; hatta master sertifikamı aldım.
- Nefesimin kıymetini öğrendim, Art of Living kurlarını bir bir atlamaya başladım.
- Yogaya başladım.
- Meditasyona başladım.
- Bitkileri, taşları araştırmaya geniş zaman ayırdım; kendi kocakarı şifalarımı evde kendim yapmaya başladım.
- Kadınları bayağı iyi tanımaya başladım, sevdim onları.
- Anneyiz.biz’de köşe yazıları yazmaya başladım.
- Gelen yorumlarla coştum coştum coştum kitabımı yazmaya karar verdim.
- Uzman.tv’nin en sevilen ağdacısı sanırım ben oldum, videolarım bin bin tıklanır oldu.
- Bedensel Engelliler Derneği’nin Danışmanlar Kurulu’nda tıngır mıngır elimden geldiğince yardımlar toplamaya vakit ayırdım.
- 2010 Türkiye İş Kadınları Rehberi’ne Seçildim
- Subjektivitine dibine vurursak; dünyanın en güzel kız çocuğunun en yakın arkadaşı oldum.
Melissima olmasa bunları yapar mıydım?
Melissima olmasa; ben bunları yapmam gerektiğini farketmezdim sanırım.
Diyorum ki; varsa içinizde üç kuruş saygı kendinize karşı, hayatta önceliği kendi istediklerinize verin. Siz mutluysanız, herkes mutlu. Siz mutsuzsanız, herkes mutsuz.
Ne demişler “Perception is the reality”.
Hayatın her birimize bir şans tanımasını dilerim ;)
Sevgilerimle,
Elif KARAKIŞLA
Büyütmek için krokiye tıklayın.